Blog iOS 14'te Apple'ın App Tracking Transparency (ATT) İçin Kullanıcı Onayı Tasarımlarında Yapılması ve Kaçınılması Gerekenler

iOS 14'te Apple'ın App Tracking Transparency (ATT) İçin Kullanıcı Onayı Tasarımlarında Yapılması ve Kaçınılması Gerekenler

Apple, App Tracking Transparency (ATT) çerçevesini 2020'de duyurduğundan beri Adjust olarak, önümüzdeki değişikliklere hazırlanmak için tüm dünyadaki müşterilerimizle yakından çalıştık. ATT çerçevesini en iyi şekilde nasıl benimseyeceğimizi belirlemekten kullanıcı testlerine yardımcı olmaya kadar,   ileriye dönük bir yol haritası çizmek için partnerlerimizle yakın bir şekilde çalıştık. Kullanıcı onaylarını iyileştirmek için hangi adımların atılması gerektiğini ve nelerden kaçınılması gerektiği hakkında bir çok şey öğrendik.

Bu blog'da, kullanıcı onaylarını iyileştirmek için tasarımdan yararlanırken yapılması ve kaçınılması gerekenler konusunda hızlandırılmış bir kurs niteliğinde önemli dersleri bir araya getirdik. Uygulamanızla birlikte bu test aşamasının bir parçası olmak istiyorsanız, müşterilerimize her zaman açık olduğumuzu belirtmek istiyoruz ve sizi bu teste katılmaya davet ediyoruz. Bunun için Adjust temsilcinize ulaşmanız yeterli.

Dilerseniz ders niteliğinde bir öykü ile başlayalım.

Dark Pattern'lardan uzak durun

Londra merkezli UX tasarımcısı Harry Brignull, tasarımcıların kullanıcıların kararlarını etkilemek için davranış düzenlerini kötüye kullandıkları durumları tanımlamak için "Dark Patterns" terimini kullanıyor. Spesifik olarak bu, kullanıcıları bilinçaltında kendi çıkarlarına ters düşen şeyleri yapmaya iten psikolojileri kullanan tasarımları niteliyor. Kullanıcı davranışlarını etkileyen "dark pattern'ların" içinde şunlar yer alıyor:

Dark pattern'ların kullanımının her zaman kasıtlı olmadığının ve birçok şirketin bu tür tasarımlardan kaçınmak için aktif bir çaba gösterdiğinin altını çizmek gerekiyor. ATT emplementasyonunuzla testler yaparken, bu tür tasarımları belirlemek ve kullanmaktan kaçınmak için elinizden geleni yapmalısınız. Dark Pattern'lar hakkında daha fazla bilgi almak isterseniz, bu araştırma makalesine göz atabilirsiniz.

Uygulama geliştiricileriyle yaptığımız görüşmelerde birkaç geliştirici, daha ATT emplementasyonlarını test etmeye başlamadan uygulamalarının App Store'dan reddedildiğini bildirdi. Geri bildirimlerine baktığımızda, App Store'dan ret ile sonuçlanan üç tasarım düzenini belirledik:

Israrcılık

Dark Pattern'ların bağlamında ısrarcılık, kullanıcının uygulamada o anki odak noktasının dışında bir eylemle birden fazla kez kesintiye uğratılması ve bunun tekrarlanmasıdır.

Bir geliştirici, ATT izin penceresini göstermeden önce bir ön-izin pop-up penceresi kullandı. Kullanıcı ATT penceresinde onay vermezse, uygulama aynı oturumda ya da sonraki oturumlarda son kullanıcı gizlilik ayarlarına giden bir derin link içeren ön-izin penceresini tekrar tekrar gösteriyordu. Derin link'e tıklandığında, kullanıcılar IDFA için önceki seçimlerini değiştirebilecekleri ayarlar ekranına yönlendiriliyordu. Başka bir geliştirici, son kullanıcı kararını verdikten sonra aynı pop-up penceresini tekrar tekrar gösterdiği için uygulamasının benzer bir şekilde reddedildiğini bildirdi.

Retlere yanıt olarak Apple, bu tür ısrarları "rahatsız edici" olarak gördüğünü belirterek şu yanıtı verdi:

"iOS'teki izin süreci, kullanıcılara kişisel bilgilerinin kontrolünü ellerine almalarını sağlamak için tasarlanmıştır. Kullanıcıların, bu verilerin nasıl kullanılmasını istediklerine dair verdikleri karara saygı duymak önemlidir. Eğer kullanıcılar uygulamanıza gerekli izni vermezlerse, fikirlerini değiştirmeleri istenmemeli veya birden fazla kez reddetmeye zorlamamalıdırlar."

El Çabukluğu

El çabukluğu, kullanıcının ilgilendiği bilgileri gizleme, başka bir şekilde sunma ya da geciktirme işlemi olarak tanımlanır. El çabukluğu, kullanıcıların aslında itiraz edecekleri bir eylemi gerçekleştirmelerini sağlamak için kullanılır.

Başka bir uygulama, kullanıcı GDPR izin banner'ını kabul ettikten hemen sonra ATT pop-up penceresini gösterdiği için reddedildi. Apple, bu yakın zamanlama bağlamında, bu izin isteme konumlandırmasının kullanıcının ATT'ye izin verme kararını etkileyeceğini düşünüyordu.

Arayüz Müdahalesi

Arayüz müdahalesi, belirli eylemleri diğerlerinin önüne çıkaran, böylece kullanıcıların kafasını karıştıran ve diğer eylemlerin keşfedilebilirliğini sınırlayan arayüz manipülasyonları olarak tanımlanır.

Bu örnekte, uygulama geliştiricisi ön izin istemini tetikledi ve bunu kullanıcının kararını bilinçaltında etkileyebilecek bir dizi görsel ile görüntüledi. Apple, geliştiricinin beğeni emojisini "İzin ver" düğmesinin yanında konumlandırarak, son kullanıcının takibi onaylaması için kendi tarafsız seçimini yapmasına müdahale ettiği görüşündeydi.

Buna ek olarak ön izin istemi, kendi başına bir onay istemi olarak yer almamalıdır. Bu gerçek bir IDFA pop-up penceresi olmasa da Apple, ön istemlerin sadece son kullanıcıyı olası kararları doğrultusunda bilgilendirme görevi görmesi ve kullanıcının kararlarını etkilememesi gerektiği görüşünde.

Yukarıdaki örneklerde, iletişim halinde olduğumuz uygulama yayıncılarının hepsi, vurgulanan sorunların tamamını çözerek App Store'a geri dönebildi. Artık hangi adımlardan kaçınmamız gerektiği hakkında bilinçlendiğimize göre, daha olumlu sonuçlara yönelik tasarımlara geçebiliriz.

Yaygın Trendler ve Modeller

Çeşitli sektörlerden müşterilerle çalışırken, kullanıcıların Apple'ın ATT pop-up penceresine verdikleri tepkileri etkileyen yaygın trendler olduğunu farkettik. Burada, bu trendlerden en büyük etkilere sahip olanlara daha yakından bakacağız.

Konumlandırma

Onay isteğinizi belirtmek için kullanıcı yolculuğundaki en iyi anı belirlemek, bize göre dikkate alınması gereken en önemli faktör. Gördüğümüz test sonuçlarına göre en başarılı istemler, ilk katılım akışı sırasında görüntüleniyor.

İlk katılım akışına dahil edin

Kullanıcıları hazırlamak için, ön izin istemini ilk katılım akışının bir parçası haline getirmek yararlı olur. Bu, Apple pop-up penceresi görüntülenmeden önce bir tampon görevi görebilir ve böylece kullanıcılar daha rahat hareket edebilirler. İlk katılım ekranlarında ilerlerken veri gizliliği, kendi ekranında ayrı bir konu olarak ele alınabilir. Vereceğiniz GDPR mesajları da dahil olmak üzere konuyu burada genişçe ele alabilirsiniz. Böylece kullanıcılarınız bir sürprizle karşılaşmamış olur ve onay talebinin kişisel bilgilerin istemiyle aynı şey olduğunu anlar. Bu da müdahaleci olmayan bir formalite olduğu anlamına gelir.

İlk katılım akışınızda bir ön izin istemi kullanmak, Apple pop-up penceresini doğal ve akıcı bir şekilde sunmanızı sağlar. Bu yaklaşım kullanıldığında onay oranlarının %65'e ulaştığını gördük ve bu çok umut verici bir oran. Ancak bu yaklaşımın sadece yeni kullanıcılara uygun olduğunu unutmayın.

Mesajı doğru vermek

ATT çerçevesine yönelen ve kullanıcıların izinleri sonrasında elde edebilecekleri değeri vurgulayan ön izin istemleri, genelde iyi bir performans gösteriyor. Ancak, burada kullanıcılara aşırı bilgi yüklemesi yapmadan bir değer sağlamanın sınırlarını iyi belirlemeniz gerekiyor. Kullanıcıya vereceğiniz mesajı 2-3 kısa ve öz cümle ile anlatmanızı öneriyoruz. Her zaman olduğu gibi, UI metinleri için en iyi yöntemleri takip edin: Az sözcükle çok şey anlatın ve anlaşılması en kolay sözcükleri seçin.

Testlerde en belirgin olan şey, kullanıcıların özellikle doğrudan ve kişisel bir değer edinmek istemeleriydi. Bu da, uygulamanızın özellikle onlara hangi içeriği sunduğunu göstermek anlamına geliyor. Bu açıdan, sosyal karşılaştırmaların iyi bir performans göstermediğini belirtmek isteriz.

Boyut

Oldukça tutarlı bir şekilde, kullanıcıların küçük pencereler yerine tam ekran ön izin istemlerine tüm testlerde daha iyi yanıt verdiklerini gördük. Bunun arkasındaki neden, özellikle sonraki ekranlarla uygun tasarlandığında tam ekran istemlerin daha akıcı bir kullanıcı deneyimi kazandırdığıdır. Buna karşın küçük pencereler, akış içinde bir kesinti hissi yaratır ve kimsenin görmek istemediği pop-up reklamlarını andırır. Küçük pencerelerin genelde daha düşük bir onay oranlarıyla sonuçlanması buna bağlanabilir.

Düğme konumlandırması

Harekete geçirici mesajlar içeren düğmelerin konumu ve tasarımı, akla ilk gelenlerden biri olarak düşünülebilir. Düğme konumlandırması, onay oranlarına burada bahsedilen diğer trendler kadar güçlü bir şekilde etki etmeseler de, hem GDPR bildirimleriyle ilgili akademik araştırmalar hem de iOS 14 testlerinden elde edilen anekdotlar ile büyük ölçüde uyumlu sonuçlar veriyor.

"Daha sonra" ve "İleri" gibi basit terimleri yan yana ve bu sırayla konumlandırmak, kullanıcıları onay vermeye iter. Sağ taraftaki düğmede olumlu kabulü kullanmak, kullanıcıların bir sonraki adıma geçme anlayışıyla uyumludur.

Diğer taraftan, düğmeleri üst üste konumlandırmak, kullanıcıları daha yavaş hareket etmeye ve seçimlerini daha dikkatli yapmaya zorlar. Bu, kullanıcı onayını kötü bir şekilde etkiler ve ekranın bu kısmına ulaşmak nispeten daha zor olduğundan kullanıcıları rahatsız edebilir.

Önümüzdeki yol

İster yeni başlıyor olun, ister daha önce birçok test yapmış olun, bir kullanıcı onayı stratejisi tasarlamak için hala zamanınız var. Tüm uygulama geliştiricilerini kendi kullanıcı onayı performanslarını ölçümlemelerine yardımcı olacak testler yapmalarına çağırıyoruz. Ancak bunun için yeterli zamanınız ya da kaynağınız yoksa, burada özetlediğimiz trendlerden ve bilgilerden yararlanabilirsiniz. Belirli bir kullanıcı onayına ulaşmayı garantilemenin bir yolu olmasa da, veriler ışığında en iyi yöntemleri sizinle paylaşmaya devam edeceğiz.

iOS 14 ile ilgili en son haberlerden ve gelişmelerden haberdar olmak için blogumuzu düzenli olarak ziyaret edin. UX uzmanlarımızla birebir görüşmeler yapmak ya da diğer şirketlerle birlikte toplantılara katılmak isterseniz, lütfen Adjust temsilcinize ulaşın ya da opt-in@adjust.com adresinden bizimle iletişime geçin.

Adjust'taki en son haberleri almak ister misiniz?